Kime sorsanız yaptığı iÅŸ çok zordur.Farklı iÅŸ gruplarından vatandaÅŸları bir araya topladım hayalimde ve onlara “Hadi iÅŸinizden bahsedin”dedim.

 Asgari ücretle çalışan işçi diÄŸerlerini “Sizin de iÅŸiniz zor mu yani?BulmuÅŸsunuz…”diye baÅŸlayan ve gerisini tahmin edebildiÄŸimiz cümlelerden çıkarılan anlamlı bir bakışla süzdükten sonra iÅŸinin zorluÄŸunu,kendi iÅŸinden daha zor bir iÅŸ olmadığını biraz asabi bir üslupla anlattı.

 Cesur,şakacı hayata pozitif bakan bir öğretmen  şakacı üslupla sözlerine başladı.Hatta başlamadan önce baş parmağını orta parmağı ile işaret parmağının arasına sıkıştırıp,diğer parmaklarını bükerek kolunu biraz ileri uzattı ve:

-En zor iş senin işin öyle mi?Sen bir dört saat üst üste derse gir bakalım ne oluyo! İşçi biraz şaşkın,biraz kızgın,öğretmene baktı.Sonra hiçbir şey olmamış gibi gülümsemeye başladı.

 Ardından vergi dairesinde veznedar olarak çalışan bir devlet memuru girdi araya:

-Siz g… kadar bir mekanda akÅŸama kadar oturup para hesabı yapın da o zaman göreyim ben sizi!Hele bir de eksik para üstü verme gafletinde bulunun bakalım psikopatın birine…  Veznedarın sözünü bitirmesini sabırsızlıkla bekleyen mühendis girer araya:

-Hesap dediğin para hesabı olsun yeter ki!Ama yine de bana hesap deme aaabi!

Doktor mühendise dönerek:

-Yahu birader sabah bir giriyorum hastane kapısından sanki maaş kuyruğu.Şehrin %25 i hasta anasını satayım.Hapşıran hastaneye geliyor.Akşamı zor ediyorum.Ben onca sene bunun için mi okudum?Saç kalmadı kafada stresten.

 Herkesi dikkatle dinleyen,ama hiçbirini dinlemiyormuş tavrıyla dinleyen,dinlerken de söyleyeceği sözlerin zihninde son rötuşlarını yapan imam bilir kişi edasıyla:

-Efendiler doÄŸru söylersiniz,hepinizin haklılık payı var.Hepinizin,hepimizin iÅŸi zor.Bizim mesleÄŸin de o kadar zorlukları var ki…

 Mırıldanmalar,yüzlerde beliren tebessümler… İmam:

-Efendim? Anlamadım.

-Hocam bi git Allahını seversen!Günde beş vakit namaz kıldırıyorsun,sonra ense.Neresi zor bunun?Beş vakiti normalde de kılıyorsun zaten.Asgari ücretli asabi işçi:

-Yaa hoca!Bana o maaşı versinler,günde on vakit kıldırırım.

-Güzel kardeÅŸim öyle diyorsun ama sürekli göz önündesin,öndersin,örnek insansın.Cemaat senin her konuda bilgin olduÄŸunu sanıyor.Birisi sana bir soru sorsun hele ona “Bilmiyorum” de.Daha sonra o konuda ihtisas dahi yapsan sen o konuyu bilmiyorsundur.Millete anlatamazsın. İmam-ı Yusuf Abbasiler döneminde baÅŸkadılık yaparken birisi ona bir soru sorar,o da “Bilmiyorum”der.Bunun üzerine adam:

-Yazıklar olsun sana. Bir de devletten o kadar maaş alıyorsun. İmam-ı Yusuf şu cevabı verir:

- Ben devletten bildiklerim karşılığında maaş alıyorum.Bilmediklerim için de maaş alsaydım hazine para kalmazdı.

 Ayrıca bilerek veya bilmeyerek yapacağın en ufak bir hata asla insanlar tarafından unutulmaz.Hatta bununla ilgili yaşanmış bir hikaye anlatayım sizlere.

-Hocam,çaktırmadan vaazı da verdin heee!

-Hikayeyi anlatayım,bitiriyorum. İmam-hatip lisesini yeni bitirmiÅŸ,gencecik bir imam köyün birine atanır..Görevinin ilk günlerinden birinde mihrapta namaz kıldırıyorken sesli bir ÅŸekilde abdest bozar.O kadar utanır ki, baÄŸlı bulunduÄŸu ilçenin müftülüğüne giderve müftüye durumu anlatıp,istifa edeceÄŸini,imamlığı bırakacağını söyler.Müftü onu baÅŸka bir ilçenin baÅŸka bir köyünde görevine devam etmesi hususunda ikna eder.Genç imam eÅŸyalarını toplayıp o köye yerleÅŸir ve tamı tamına otuz yıl o köyde görev yapar.Köy halkı onu çok sever,el üstünde tutar.Sonunda emeklilik zamanı gelir,köy halkına veda eder ve memleketinin yolunu tutar.Yol üzerinde otuz yıl önce o talihsiz olayın başına geldiÄŸi köy vardır.O köye uÄŸramaya karar verir.”Otuz yıl geçti,o zaman ki cemaatten kimse saÄŸ kalmamıştır,zaten hepsi yaÅŸlıydı”diye düşünür bir yandan.Köyün yakınında davarları otlatan bir çobana rastlar.”Köye girmeden önce köy hakkında biraz malumatım olsun,ihtiyatlı davranayım ne olur ne olmaz” diye düşünür.BaÅŸlarlar çobanla konuÅŸmaya:

-Ben bu köye çook önceden bi uğramıştım.(İmamlık yaptığını söylemez) O zamanlar bir topal recep vardı yaşıyor mu o?

-Hayır ağabey,beş yıl önce öldü.

-Peki İncelerin Efe Hasan?

-O da yedi sene önce öldü. 

İmam o zamanlar cemaati olanların öldüğünü öğrenince biraz rahatlar.Yine devam eder:

-Peki muhtar Remzi?

-O benim dedemdi.On yıl oldu öleli.

-Peki kardeş senin doğum tarihin kaç?

-Vallaa ağabey ben cahil adamım,heç okula getmedim.Kafam basmaz öyle şeylere.Ama şu kadarını biliyom,imamın abdest bozmasından yedi sene sonra doğmuşum. 

 Hep birlikte gülerler bu hikayeye.Sonra yine baÅŸlarlar en zor mesleÄŸin kendi meslekleri olduÄŸu konusunda tartışmaya vaktin geç olduÄŸuna aldırmadan…