2007 geride kalıyor.Yılbaşı geldiÄŸinde hep aklıma ilkokuldaki hayat bilgisi kitabından hatırladığım bir resim gelir.Bir yanda saçı sakalı iyice kırlaÅŸmış,avurtları çökmüş,hani bazı dükkanlarda, veresiye satış yapan tüccarla yapmayan tüccar arasındaki farkı tasvir eden resimdeki müflis tüccara çok benzeyen,üzerindeki kazağında eÄŸreti bir ÅŸekilde “Eski Yıl” yazan ihtiyar  adam,diÄŸer yanda hafif tombiÅŸ,yanakları kırmızı,gözlerinde binbir umutla gülümseyen ve kazağında “Yeni Yıl” yazan gürbüz bir çocuk.Åžimdi hatırladıkça ne kadar absürt bir resimdi diyorum kendi kendime,o zamanlar takdir ettiÄŸimin aksine.Körpe dimaÄŸlara “Eskide kalan herÅŸey bitmiÅŸtir,hep ileriye bakmak lazım” fikrini aşılayan,9.CumhurbaÅŸkanı Süleyman Demirel’in deyimiyle”Dün dündür,bugün bugündür” diyen,bir futbol deyimiyle ise ”MaÄŸlup olduÄŸumuz için üzgünüz,ama artık bu maçı unuttuk,önümüzdeki maçlara bakıcazz!” diyen bu resim o zamanlar ne kadar da güzeldi.

 Aslında ben de kendimi kandırıyorum ya.Güzel olan çocukluktu.Her yeni eÄŸitim-öğretim yılı başında öğretmenlerimizin “Sizler artık abiler,ablalar oldunuz” sözüydü güzel olan. Her 24 Kasım’da “Çocuklar bana vereceÄŸiniz en güzel hediye derslerinizde baÅŸarılı olmanızdır” sözüydü güzel olan.Okulun son günü “Bu yıl çok çalıştınız ve yoruldunuz,hepiniz tatil yapmaya hak kazandınız.Ama tatilde de derslerinizi tekrarlamayı ihmal etmeyin” nasihatine karşılık, üç ay boyunca ne bir kitap ne de bir defter açmaktı güzel olan.Her eylül ortasında bir yıl daha büyümüş olmanın verdiÄŸi kibirle karışık ciddiyetti güzel olan.”Anneni mi daha çok seviyorsun yoksa babanı mı?” sorusuna hem annenin hem de babanın yüzüne bakarak utangaç utangaç “İkisini deee” diye cevap vermekti güzel olan.Okunan her hikaye,izlenen her film sonrası ilerde ne olunacağı konusunda zihinde  alternatiflerin belirmesiydi güzel olan.Yani güzel olan hep eskilerdi, eski yıllardı.

 Eskide kalmak tabii ki doğru değil.Ama geçmişi tamamen silmek asla tasvip edilemez.Günümüzde geçmişi ile barışık olmayan,tarihini bildiğini sandığını bilmeyen,Osmanlı sultanlarını zevk ,safa  ve uçkur düşkünü sanan,devletinin bekası,ilay-ı kelimetullah için kardeşlerinden bile vazgeçen o yüce şahsiyetleri kardeş katili diye hatırlayan,kendini aydın sanan kültürlü görünümlü cahiller oldukça fazla.

 Gece yarısı evrak imzalatmak için kapısına gelen görevliyi bir müddet bekleten,sonra elinde havlu ile kapıyı açan ve “Evladım,kapıyı ilk çaldığında duymuÅŸtum.Ne için geldiÄŸini de biliyordum.Kusura bakma abdest aldığım için kapıda biraz beklettim.Ben ÅŸimdiye kadar devletin hiçbir evrakına abdestsiz imza atmadım.”diyen Ulu Hakan Abdülhamid Han’a “Kızılsultan” diyecek kadar küstahlaÅŸan kültürlü görünümlü cahiller hayli fazla.

 Huzuruna gelen Yahudi heyetinin Filistin’de çiftlik kadar bir toprak karşılığı Osmanlı’nın borçlarını karşılamayı taahhüt etmesine, Åžehit kanlarıyla alınan topraklar parayla satılmaz,deÄŸil çiftlik kadar,kurabiye miktari dahi toprak vermem size diye karşılık veren Ulu Hakan Abdülhamid Han’a “Kızılsultan” diyecek kadar küstahlaÅŸan kültürlü görünümlü cahiller çok fazla.

 Belki bana “Sen de biraz fazla abartıyorsun,hiç mi hataları yoktu?” diyebilirsiniz.Tabiki her insan hata yapar.İngiliz ve Yahudi oyunları sonuçta koca Osmanlı’yı bitirdi. 5. Murad’ın mason olduÄŸunu okuduÄŸumda inanamamış ve Tarih hocama sormuÅŸtum.O da nereden okuduÄŸumu sorduktan sonra başını öne doÄŸru sallayarak ve üzüntülü bir sesle “Evet,maalesef… Osmanlı’yı bitirmek için Yahudilerin oynadığı oyunlardan biri de bu idi” demiÅŸti.Günümüzde de  aynı Yahudi oyunlarına alet olan ve ”Gelenin keyfi için geçmiÅŸe kalkıp söven” kültürlü görünümlü cahiller fazla.

 Evet,bu sözlerimden sonra ceddimi bir kere daha rahmetle, minnetle anıyorum.Osmanlı baÅŸkenti,evliyalar diyarı Bursa’da ve Dersaadette, ÅŸairin:

 ”Bu ÅŸehr-i Stanbul ki bî misl-ü bâhâdır 

 Bir sengine yekpare Acem mülkü fedadır”

 diyerek övdüğü İstanbul’da medfun bulunan ceddimi yad ediyorum.Allah mekanlarını cennet etsin. Sonra bir kere daha o hayat bilgisi kitabını hatırlıyorum ve “Saçmaydı iÅŸte” diyorum.