Kahvehaneden tuttuÄŸu takımı ve devleti yöneten tek millet biz miyiz?Sadece biz olmasak bile eminim bunu meslek haline getiren tek millet biziz.Evet kimi zaman bu konularda ben de yorum yapıyorum ama çıkıp da “Bunlar iÅŸi bilmiyorlar” demiyorum.En çok da bu tür muhabbetlerde bir köşede sessizce oturup hararetli tartışmaları izlemeyi seviyorum.Kahvehaneler,bir tiyatro sahnesi gibi. Haftada bir yalnızca konu deÄŸiÅŸir.Bazı konuk oyuncular katılır ekibe ara sıra.Onun haricinde oyuncu kadrosu aynıdır.

 Geçenlerde yaz kursunda öğrencilere namazın ÅŸartlarını öğretirken “kıraat” maddesini iÅŸlediÄŸimiz sırada, bunun ne manaya geldiÄŸini sordum.Düşündüler,ama bir cevap veremediler.Sonra onlara:

-Arkadaşlar,size bir ipucu vereyim.Mahallelerimizde kahvehaneler var ya hani.Onların camında ne yazar?  Karadeniz Kıraathanesi,Anadolu Kıraathanesi falan yazar değil mi? Oradan aklınıza gelsin,dedim.

 Çocukların aklına eminim ki okey,piÅŸti,sigara,fütursuzca edilen küfürler geldi.Suratıma tuhaf tuhaf bakmalarından bunu çıkarıyordum ve eminim ki içlerinden” Bunların namazla ne alakası var ki?” diye geçiriyorlardı.Durumu düzeltmek için:

-ArkadaÅŸlar eskiden kahvehanelerde çay içerken bir yandan da kitap,gazete vs. okurlarmış.Kıraat “ka-ra-e” kökünden gelmektedir. Rabbimizin de ilk emri ” IKRA’ ” yani “Oku!”dur,hepimiz öğrenmiÅŸtik.Kıraat de namazda bir miktar Kur’an-ı Kerim okumaktır,dedim.Sonra kendime”Niye böyle bir örnek verme gereksinimi duydum ki?” diye sordum.Çünkü arkası kesilmeyecek olan tuhaf sorulara muhatap olacaktım birazdan.

-Hocam kahvehaneye gitmek günah mı?

-Hocam okey oynamak günah mı?

Eeee!Biz de lisedeyken dersi kaynatmak için her meslek dersi hocamıza sınıfa girdiÄŸinde,”Hocam sigara içmek haram mı?” diye az sormamıştık.

-Çocuklar konumuz bu değil.Dersimizi bitirelim,başka bir zaman bu konuda konuşuruz.

-Hocam!

-Tamam artık soru istemiyorum.Derse geçiyoruz.

-Hocaaam!

-Ama ben ne dedim şimdi evladım?

-Hocam ben başka bir şey söyliiicem.

-Söyle bakalım

-Hocam tuvalete gidebilir miyim?

 Kızamazsın da… Gülersin sadece.Hele bir de inandırıcı olsun diye dizlerini titretirler ya…

 Evet kahvehaneler… Hem T.B.M.M.,hem stadyum,hem de il genel meclisi vazifelerini görür.Görev yaptığım  ilin  en ücra ilçesinde ise durum biraz farklı.BüyükÅŸehirlerdeki gibi deÄŸil kahvehane kültürü.Nüfusun azlığı nedeniyle herkesin birbirini tanıması hem ortamı neÅŸelendiriyor,hem de kavgaların,küfürlerin önüne tamamen olmasa bile büyük ölçüde geçiyor.Ama biz burayı deÄŸil,genel olarak kahvehaneleri ele alalım. Kahvehanede bir gün nasıl geçer?Diyaloglar ne ÅŸekildedir? Sabahın erken saatlerinden baÅŸlayarak gece on ikiye kadar nasıl geçer buralarda zaman?Hadi kendimizi  kahvehanenin bir köşesinde sandalyeye oturmuÅŸ,ellerimiz masanın üzerinde,gözlerimiz gelen geçende,kulaklarımız konuÅŸulanlarda olarak hayal edelim bir müddet.

 Gireli  beş dakika olmuştur. Ortalıkçı çocuk henüz bizi farketmemiştir.Yan masada oturan ihtiyarın elindeki gazeteye takılır gözümüz.Ona çaktırmadan üç beş başlığa bakmaya çalışırız.Bizi farkettiğinde ise  gözümüz dalmış da dalgınlıktan daha yeni çıkmış süsü veririz.Tıpkı otobüste yaşlı birisine yer vermemek için uyuma numarası yaptığımız gibi.Yaşlı adam bunu yemiş gibi yapar.Sonra asabi bir ses tonuyla ortalıkçı çocuğa seslenir:

-Lan Muharrem! Nerde kaldı bizim çay?

-Geliyo Hayri aabi?

 İsminin Hayri olduğunu öğrendiğimiz ihtiyar yanındakine döner.Okuduğu haberlerin analizini yapma zamanı gelmiştir.

-Mazota zam gelmiÅŸ yine.

-Gelir,gelir…

-İşçiye,memura gelince yok emme!

-Olur,o da olur.

-Bak ben on beş sene oldu emekli olalı,daha bir sene adam akıllı zam almadık.

Sigarasından bir kere daha çeker,sonra okkalı bir şekilde öksürür.

-İçme şu zıkkımı be Hayri aabi.Kaç yaşına geldin,parasını el alıyo,dumanını yel alıyo.Sana da ahan bu öksürüğü bırakıyo.Hala ne diye içersin?

-Ben eski toprağım Nuri,bana birşey olmaz.Sen babana bak!   Birkaç saniye süren sessizlik.İhtiyar Hayri devam eder:

-Ne oldu, ne dedi doktor?

-Ameliyat olcakmış yine.

-Allah şifa versin,genç de daha.

 O arada yaşları yirmi ile otuz arası değişen gençler girer içeri.

-Lan Muharrem,gazeteler nerde lan!,der biri ve diğerlerine dönerek devam eder:

-Cimbomun yeni aldığı adamı gördünüz mü?İnsan evladı değil oğlum o. Bir başkası:

-İki ay sonra kaçar.

-O niye o?

-OÄŸlum siz onun parasını nereden verceksiniz ki? Ayranınız yok içmeye….

-Görürsünüz oğlum!

-Muharrem bize çay getir. Muharrem:

-Patron dünkü çayların parasını verecekler mi diyo.

-Muharrem?

-Efendim?

-Patronunu seveyim sana bişey olmasın! Oğlum bizim borcumuzu ödemediğimizi ne zaman gördün?

-Tamam,tamam…

 - Sen o adamı diyorsun da Hakan’ın kaçırdıklarını gördün mü?

-Kazma o zaten.

-Adama kazma diyorsunuz ama attığı gol sayısını ömrünüz boyunca halı sahada oynasanız atamazsınız.

-Lan ben onun…

-Şşşşşşt! Ezan okunuyo oğlum,ayıptır.

  Bu sözlerden sonra aklımıza çocuklar gelir sorularıyla birlikte:

-Hocam ezan okunurken küfür etmek günah mı?

Sanki normal zamanlarda küfür etmekte bir beis yokmuÅŸ gibi… Sonra bir anımız gelir aklımıza.Gece gündüz içen bir adamdır kahramanımız.Şöyle der:

-Hocam ,sen benim içtiğime bakma.Ben çok inançlı,dinine saygılı bir adamımdır.

“Cuma namazlarını kaçırmam” diyeceÄŸini tahmin ederken

-Cuma günleri aÄŸzıma içki koymam, demesiyle dumura uÄŸramışızdır. Çocukların sorduklarını varsaydığımız” Hocam ezan okunurken küfür etmek günah mı?” sorusuyla benzer buluruz sarhoÅŸun sözlerini.Sonra ilk tekbire yetiÅŸmek için sıklaÅŸtırırız adımlarımızı.Tekbir alırken kaldırırız ellerimizi.Hz.Mevlana’nın deyimiyle DÜNYAYI GERİYE ATARIZ…